CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu, Beyaz Yakalı Çalışanların Sorunlarını Dinledi  
CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu, salgın günlerinde beyaz yakalıların yaşadığı sorunlarla ilgili bilgi almak amacıyla Plaza Eylem Platformu üyeleri bir video konferans görüşmesi gerçekleştirdi. Kaftancıoğlu “Uzaktan çalışanların yemek ya da yol ücretlerinin kesilmesi bir hak gaspıdır. Beyaz yakalılar mobbing ve esnek çalışma baskısı altında” dedi. Plaza eylem platformu üyeleri ise “Anketlere göre iş yerinde çalışma saatleri 8 saat iken; evde 10-12 saatleri buluyor. Yaşamak için çalışmalıyız; çalışmak için yaşamamak gerekiyor” diye konuştu.
17.04.2020
1661
Yazı Boyutu: A- A+
CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu, beyaz yakalı çalışanların sorunlarını dinledi

CHP’li Kaftancıoğlu:

- Beyaz yakalılar, mobbing ve esnek çalışma baskısı altında

- Uzaktan çalışanların yemek ya da yol ücretlerinin kesilmesi bir hak gaspıdır

Plaza Eylem Platformu:

- Anketlere göre iş yerinde çalışma saatleri 8 saat iken; evde 10-12 saatleri buluyor

- Evden çalışınca mobbing azalmadı aksine her an ulaşılabilir olmak zorundasınız

- Yaşamak için çalışmalıyız; çalışmak için yaşamamak gerekiyor

CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu, salgın günlerinde beyaz yakalıların yaşadığı sorunlarla ilgili bilgi almak amacıyla Plaza Eylem Platformu üyeleri bir video konferans görüşmesi gerçekleştirdi. Kaftancıoğlu “Uzaktan çalışanların yemek ya da yol ücretlerinin kesilmesi bir hak gaspıdır. Beyaz yakalılar mobbing ve esnek çalışma baskısı altında” dedi. Plaza eylem platformu üyeleri ise “Anketlere göre iş yerinde çalışma saatleri 8 saat iken; evde 10-12 saatleri buluyor. Yaşamak için çalışmalıyız; çalışmak için yaşamamak gerekiyor” diye konuştu.

Koronavirüs salgını döneminde farklı meslek gruplarından temsilcilerle gerçekleştirdiği toplantılara devam eden CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu, dün de beyaz yakalıların sorunlarını dinledi. Kaftancıoğlu, beyaz yakalıların dayanışmak ve örgütlenmek amacıyla kurduğu Plaza Eylem Platformu’ndan Gökçe Tatlısu ve Ahmet Gire ile video konferans yöntemiyle bir araya geldi. Görüşmede beyaz yakalı diye tabir edilen maaşlı ofis çalışanların hem salgından önce hem de salgın günlerinde yaşadıkları temel sorunlar masaya yatırıldı.

CHP’li Kaftancıoğlu pandemi dönemi ile birlikte ofis çalışanlarının sorunlarının arttığına dair kaygılarını dile getirerek “İşveren bir takım alışkanlıklarından vazgeçmek zorunda. Evinde çocuğu ile veya kendi öznel alanlarında bulunma, dinlenme hakkına sahip tüm beyaz yakalı çalışanlar gece 11’de gelen bir telefonla saatlerce bilgisayar başında iş yapmak zorunda olabiliyor. Evinde çalıştığı için internet bağlantısı, elektrik, telefon için de işveren kendine hiçbir şekilde sorumlu hissetmediği gibi çalışanın da bu konudaki itirazıyla da işten çıkarma kozunu kullanarak üstesinden geliyor. Bunlar eğer müdahale edilmezse her geçen gün artacak çok büyük sorunlar” dedi.

Pandemi sürecinde çalışanlarının gelirlerinde kesinti yapılmaması gerektiğini vurgulayan Kaftancıoğlu “Evde çalışmak durumunda olan, uzaktan çalışan arkadaşlarımızın ve sayısı binleri bulan beyaz yakalıların yemek ücretleri, yol ücretleri ile ilgili işverenlere çağrıda bulunmalıyız. Uzaktan çalışan beyaz yakalıların yemek ya da yol ücretlerinin kesilmesi bir hak gaspıdır” dedi.

Beyaz yakalı diye tabir edilen bankacılar, finans uzmanları, grafikerler, yazılımcılar gibi mesleklere sahip insanların uzun süreli çalışma saatleri ve mobbing nedeniyle ciddi psikolojik sorunlar yaşadığını da söyleyen Kaftancıoğlu, “Büyük çoğunluğu eğitimli bireylerin oluşturduğu bu mesleklerin mensupları arasında örgütlülük yok denecek kadar az. Salgından önce zaten var olan esnek çalışmanın, mobbingin, performans değerlendirmelerinin salgın döneminde uzaktan çalışmaya geçince daha da arttığını görüyoruz” dedi.

Plaza Eylem Platformu Üyesi Araştırmacı Gökçe Tatlısu da “Anketlere göre iş yerinde çalışma saatleri 8 saat iken; evde 10-12 saatleri bulmuş durumda. Hiç kimse kendisini yalnız hissetmemeli. Bu deneyimlerin birçok insan tarafından paylaşıldığını bilmeli. Evde kullandığımız internetimiz bile işveren için üretim aracı haline gelmiş durumda. Ama bu hiç tartışılmıyor. Sanki bir fedakarlık meselesi gibi. Bunlar bir fedakarlık haline gelmesin bir sisteme oturtulsun istiyoruz. Bize ulaşan insanlardan biliyoruz ki evde işveren denetlemek istiyor çalışanı. Kamera ile takip etme gibi uygulamaların da olduğunu biliyoruz. Bizler bu durumları daha fazla insana duyurarak insanların itiraz etme gücü ile engellemeye çalışıyoruz. Fakat bir yere kadar bu anlamda dur diyebiliriz. Artık bunlara karşı düzenlemeler yapmalıyız’’ diye konuştu.

“İki kişinin işini bir kişiye yaptırmak isteyebilirler”

Salgın sürecinin sonunda birçok sektörde çalışanların aleyhine durumlar ortaya çıkabileceğini ifade eden Tatlısı, “Birçok sektörün küçülmesi söz konusu olarak iki kişinin işini bir kişiye yaptırmak isteyebilirler. Bunlara hazırlıklı olmamız lazım. Bu durum başımıza geldiğinde birbirimizle paylaşmamız lazım. İlk bakışta fiziksel alanın kaybolmasından dolayı mobbingin azalacağı düşünülebilir fakat tam tersine her yerden ulaşılabilir olmak zorundasınız. Bilgisayardaki anlık mesajlaşma programındaki ışığın yeşilden sarıya döndüğü ve bilgisayardan uzaklaştığınız kısa süre bile sizi huzursuz edebilir. Bunun ne kadar kontrole muhtaç bir durum olduğu ortada. İşveren denetiminin tersine bizim de denetleyebildiğimiz bir yapının kurulması gerekiyor. O sebeple gözümüzün açık olması lazım”  dedi.

“Yaşamak için çalışmalıyız; çalışmak için yaşamamak gerekiyor”

Plaza Eylem Platformu Üyesi Yazılımcı Ahmet Gire ise “Ülkemizde işverenler bütün sorumluluğu çalışanlara yüklüyor. Şirketler, yemek kartlarını iptal ediyorlar. Bunu yaparak toplumsal bir dayanışma örneği sergilemiyorlar. Çalışma hayatıyla ilgili yasal düzenlemelerin tekrar yapılmasını talep edilmesi gerek. Çünkü iş ile yaşamı ayıran benle işveren arasındaki eşitsiz ilişki değil. Kamusal örneklerle ancak ayırabilir. Yaşamak için çalışmamız lazım. Çalışmak için yaşamamak gerekiyor” şeklinde konuştu.