CHP, İstanbul’da Parti İçi Online Eğitim Programı Başlattı  
CHP İstanbul İl Başkanlığı, il ve ilçe yöneticileri için salgın döneminin bireysel ve toplumsal etkileriyle mücadele baş
12.04.2020
2896
Yazı Boyutu: A- A+
CHP İstanbul İl Başkanlığı, il ve ilçe yöneticileri için salgın döneminin bireysel ve toplumsal etkileriyle mücadele başlığıyla online eğitim toplantısı düzenledi. İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu, “Toplumsal olarak güvencesiz ve geleceği belirsiz hissettiğimiz bu süreçte CHP örgütleri sorumluluk alarak sosyal dayanışmayı büyütmeye devam edecek. En sihirli kelime dayanışma. Dayanışmayla bu zor günleri atlatacağız” dedi.

CHP İstanbul İl Başkanlığı, parti içi online eğitim programı hazırladı. Türkiye’de Covid-19 vakasının ilk çıktığı günden beri toplantılarını video konferans yöntemiyle gerçekleştiren CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu, eğitim başta olmak parti için tüm faaliyetlerin de online olarak gerçekleştirileceğini açıkladı. Video konferans yöntemiyle düzenlenen ve yaklaşık 200 kişinin katıldığı ilk online eğitim toplantısında Klinik Psikolog İbrahim Eke, salgın döneminin bireysel ve toplumsal etkileriyle ilgili bir sunum gerçekleştirdi. 

İl ve ilçe kadın, gençlik, ana kademe yöneticilerinin katıldığı eğitim toplantısında konuşan İl Başkanı Kaftancıoğlu, “Bizler süreci iktidara rağmen aklın ve bilimin ışığında yürütmeye devam edeceğiz. Zor bir süreçten geçiyoruz. Anormal günlerde verdiğimiz tepkilerin, yaşadığımız duyguların normal ve insani olduğunu bilmek hepimiz için çok önemli. Bugün ilk eğitimizi yöneticilerimize verdik. Önümüzdeki günlerde tüm üyelerimize bu sürecin psikolojik etkilerini ve bu süreçten güçlü çıkmak için neler yapmamız gerektiği konusunda eğitimlere devam edeceğiz” dedi. 

“En sihirli kelime: Dayanışma”

Sosyal dayanışmanın önemini hatırlatan Kaftancıoğlu, “Toplumsal olarak kendimizi bu kadar güvencesiz ve geleceği belirsiz hissettiğimiz bu süreçte CHP örgütlerine çok büyük iş düşüyor. Kamunun üzerine düşen sorumlulukları yapmadığı bir dönemde her türlü soruna rağmen sorumluluklarımızı yerine getirip dayanışmayı arttıran örgütlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum. En sihirli kelime dayanışma. Dayanışmayla bu zor günleri atlatacağız” diye konuştu.

Kriz günlerinde davranışlarımız ve duygularımız nasıl değişiyor?

Uzman Psikolog İbrahim Eke ise yaptığı sunumda salgın döneminde sosyal ilişkilerin azalması ve ölümlerin artmasıyla birlikte insanların tramvatik stres bozuklukları yaşamasının kaçınılmaz olduğunu söyledi. Tramvatik stres bozukluklarının atlatılabilmesinin en önemli aracının sosyal dayanışma ve moral destekler olduğunu vurgulayan Eke, kriz dönemlerindeki tepkilerinin normal karşılanması gerektiğinin altını çizdi. 

Eke, kriz dönemlerinde yaşanabilecek olası duygusal ve davranışsal tepkileri de şöyle sıraladı: “İlk şok döneminde karmaşık duygular hakim oluyor. Korku, endişe, suçluluk, pişmanlık, öfke, karamsarlık, çaresizlik gibi duyguların biri ya da birkaçı öne çıkabiliyor. Bireyler artık eskiye göre daha sinirli olabilir. Evlerde izole olduğumuz bir dönemde insanların daha fazla içine kapanmasının, ilişkiler açısından riskli bir durum olarak karşıma çıkması muhtemel. Yaptığımız işlere kendimizi ve dikkatimizi vermekte zorluk çekmek, unutkanlıklar, yoğun stresten dolayı baş ağrısı, bulantı ve göğüs ağrıları da sıkça görülebilir. İştah artması ya da azalması da bir kriz tepkisidir. Uyku bozuklukları yaşanabilir ve bireysel kendilerini devamlı yorgun hissedebilir. Sürekli olarak tetikte olma, huzursuzluk ve gerginlik de en önemli kriz tepkilerinden. Dışarıdan geldiğiniz ellerinizi yıkıyorsanız doğru fakat günlerdir evde olduğunuz halde her saat başı kalkıp ellerinizi dezenfekte ediyorsunuz durum normal değil. Kriz dönemlerinde bireylerde her şeyi kontrol isteği de daha fazla artıyor.”

“Anormal bir süreçte verdiğimiz tepkilerin normal olduğunu unutmayalım”

Eke, bu tepkilerin anormal bir olaya verilen normal tepkiler olduğunu vurgulayarak “Bu tepkileri veriyoruz diye psikolojik hasta değiliz. Anormal bir durumda verilen duygusal tepkiler bunlar. Biz bu tepkileri ne zaman ciddiye almalıyız? Eğer kendinizi rüyadaymış gibi, bedeninizin dışındaymış gibi hissediyorsanız; bazı olayları hiç hatırlamıyorsanız, kendinizi duygusuz hissetmeye başladıysanız, her zamankinin dışında öfke patlamaları ve aşırı panik halleri yaşıyorsanız, ani ve aşırı tedirginlikler, irkilmeler varsa ciddiye alınmalıdır. En önemlisi de salgın sonlandıktan sonra aradan 3 ay geçmesine rağmen bunlar uzun süreli olarak hala devam ediyorsa işte o zaman yardım almayı düşünmelisiniz. Daha olayın içindeyiz, anormal bir süreçteyiz. Verdiğimiz tepkilerin bu süreçte normal olduğunu unutmayalım” diye konuştu. 

“Güven algısı kaybolursa sistem dağılır”

Toplumsal kriz dönemlerinde güven duygusunun önemine de değinen Eke, “Karar vericiler çok net olmak zorunda. Öncelikle güven algısı kaybolduğu anda sistem dağılır. Güvenin düşüyor olması toplumsal olarak çok zorluklar yaratır.  Bireysel süreçlerde de bu böyledir. Güveninizi kaybedersiniz orada bir daha asla eskisi gibi var olamazsınız. Kişi, kontrolü kaybetmediğini bilmek zorundadır Bağlanmanın, güvenin, dayanışmanın önemi çok önemli” ifadelerini kullandı.